Ohal Komisyonu Ret Kararına İtiraz

OHAL Komisyonu tarafından verilen ret kararlarına karşı ne yapılacağının bilinmesi, ilgililerin bu işlemler nedeniyle herhangi bir hak-kaybı yaşamaması açısından çok önemlidir.

Bilindiği gibi OHAL Komisyonu, terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti, aidiyeti, iltisakı veya bunlarla irtibatı olduğu gerekçesiyle başka bir idari işlem tesis edilmeksizin doğrudan KHK hükümleri ile tesis edilen işlemlere ilişkin başvuruları değerlendirmek ve karara bağlamak üzere kurulmuştur.

OHAL Komisyonunun Görev Alanı

OHAL Komisyonu, OHAL kapsamında doğrudan kanun hükmünde kararnameler ile tesis edilen aşağıdaki işlemler hakkındaki başvuruları değerlendirip karar verir:

  1. a) Kamu görevinden, meslekten veya görev yapılan teşkilattan çıkarma ya da ilişiğin kesilmesi.
  2. b) Öğrencilikle ilişiğin kesilmesi.
  3. c) Dernekler, vakıflar, sendika, federasyon ve konfederasyonlar, özel sağlık kuruluşları, özel öğretim kurumları, vakıf yükseköğretim kurumları, özel radyo ve televizyon kuruluşları, gazete ve dergiler, haber ajansları, yayınevleri ve dağıtım kanallarının kapatılması.

ç) Emekli personelin rütbelerinin alınması.

OHAL kapsamında yürürlüğe konulan KHK’lerle gerçek veya tüzel kişilerin hukuki-statülerine ilişkin olarak doğrudan-düzenlenen ve yukarıda-belirtilmeyen işlemler de Komisyonun görev alanındadır.

OHAL Komisyonunun Ret Kararına Karşı Ne Yapabilirim?

Yukarıda belirtilen konularda ve Kanunda belirtilen usulde (dosya üzerinden) inceleme yapan OHAL Komisyonu, başvurunun reddine veya kabulüne karar verebilir.

Komisyonun başvurunun kabulüne karar vermesiyle ilgilinin istemi doğrultusunda işlem tesis edilir. Örneğin ilgili meslekten çıkarılmışsa, Komisyonun kabul kararı üzerine mesleğine iade edilir.

Komisyon inceleme sonucunda başvurunun reddine karar vermişse, ilgili, bu ret kararının kendisine tebliğ edildiği günden itibaren 60 gün içinde idare mahkemesinde dava açabilir.

Dava açılacak ve incelemeyi yapacak idare mahkemeleri Hâkimler Savcılar Kurulu tarafından özel olarak yetkilendirilmiş mahkemelerdir. Bu mahkemeler Ankara 19, 20, 21, 22, 23, 24 ve 25. İdare Mahkemeleridir.

Dava Dilekçesinde Bulunacak Hususlar

Komisyon tarafından verilen başvurunun-reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davalar, “Ankara Nöbetçi İdare Mahkemesi Başkanlığı’na” hitaplı ve imzalı dilekçelerle açılır.

Dilekçelerde;

  1. a) Tarafların ve varsa vekillerinin veya temsilcilerinin ad ve soyadları veya unvanları ve adresleri ile gerçek kişilere ait Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası,
  2. b) Davanın konu ve sebepleri ile dayandığı deliller,
  3. c) Davaya konu olan idari işlemin yazılı bildirim tarihi, gösterilir.

Dava konusu kararın ve belgelerin asılları veya örnekleri dava dilekçesine eklenir. Dilekçeler ile bunlara ekli evrakın örnekleri karşı taraf sayısından bir fazla olur.

Bu davalarda husumet, ilgilinin en son görev yaptığı kurum veya kuruluşa yöneltilir. Yani bu davalarda davalı olarak gösterilecek kurum dava açan kişinin en son görev yaptığı kurum veya kuruluştur. Bu davalarda ayrıca Cumhurbaşkanlığına ve Komisyona husumet yöneltilemez.

Ankara Dışındayım. Nasıl Dava Açabilirim; Savunma ve Cevap Dilekçelerini Nasıl Gönderebilirim?

Yukarıda belirttiğimiz gibi açılacak davalarda yargılamayı yapacak olan mahkemeler, Ankara 19, 20, 21, 22, 23, 24 ve 25. İdare Mahkemeleridir. Ankara’da yaşayan ilgililer hazırladıkları dava dilekçesini veya cevap ve savunmaları bizzat Ankara İdare Mahkemelerine götürebilirler.

Ankara dışında yaşayan ilgililer açısından ise, dilekçeler ve savunmalar ile davalara ilişkin her türlü evrak;

  • Ait olduğu mahkeme başkanlıklarına veya bunlara gönderilmek üzere idare veya vergi mahkemesi başkanlıklarına,
  • İdare veya vergi mahkemesi bulunmayan yerlerde büyükşehir belediyesi sınırları içerisinde kalıp kalmadığına bakılmaksızın asliye hukuk hâkimliklerine veya
  • Yabancı memleketlerde Türk konsolosluklarına verilebilir.

Örneğin, İstanbul’da yaşıyorsam ve dava dilekçemi İstanbul idare mahkemesi aracılığıyla göndereceksem dilekçelerimin başına “Ankara Nöbetçi İdare Mahkemesi Başkanlığına Gönderilmek Üzere İstanbul İdare Mahkemesi Başkanlığına” yazmam gerekir.

Konuyla İlgili Diğer Hususlar

OHAL Komisyonu kararına karşı dava açarken harç ve posta masrafı gibi mahkeme masraflarının yatırılması gerekmektedir. Bu masrafları karşılayacak maddi imkânımız yoksa davamızı adli yardım talepli açabiliriz. Bu durumda dilekçemizin sağ üst köşesine “Adli Yardım Taleplidir” yazmamız yeterlidir. Meslekten çıkarılma adli yardım talebinin kabulü için yeterlidir. Ayrıca istenirse maddi imkânımızın olmadığını ortaya koymak için muhtardan “fakirlik belgesi” veya benzer bir belge alıp bunu da dilekçeye ekleyebiliriz. İhraç olduktan sonra emekli olanların adli yardım talepleri Mahkemelerce kabul edilmemektedir.

Davamızın “duruşmalı” olarak yapılmasını istiyorsak yine dilekçemizin sağ üst köşesine “Duruşma Taleplidir” yazmak yeterlidir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununa göre, duruşma talep ettiğimizde mahkemelerce duruşma yapılması zorunludur. Ancak belirtmekte fayda var; idare mahkemelerinde yazılı yargılama usulü geçerli olduğundan davayla ilgili bütün hususların evraklar üzerinden tespiti yapılabilmektedir. Bu nedenle dava dilekçesinde duruşma talep etmenin bizce pratikte bir faydası olmayacaktır.

Dava dilekçemizde talebimizi net bir şekilde ortaya koymamız gerekmektedir. Bu çok önemli bir husustur. Çünkü dilekçede net bir talep ortaya konulamazsa idare mahkemesince 30 gün süre verilerek dilekçenin reddine karar verilir. Bu 30 günlük süre içerisinde aynı yanlışlıklar yapılırsa DAVANIN REDDİNE karar verilir. Hak kaybı yaşanmaması açısından bu hususa dikkat edilmelidir.

Yine dava dilekçemizde dava konusu işlemin iptalini gerektiren hukuki nedenlerin net bir şekilde ortaya konulması gerekir.

İdareler tarafından tesis edilen idari işlemlerin hukuki denetiminin yapılabilmesi için bu işlemlerin belirli usul ve esaslar çerçevesinde yapılması gerekmektedir. Örneğin, meslekten çıkarma işleminin tesis edilebilmesi için Kanunda belirtilen şekilde soruşturmacı atanarak usulüne uygun bir soruşturma yapılması ve savunma alınması gerekmektedir. Bunlar yapılmadan tesis edilen bir işlem Anayasaya aykırıdır; savunma hakkını ihlal eder.

İşlemlerin gerekçesinde belirtilen “Kurum kanaati” veya buna benzer kavramlar soyut ve matbu ifadelerdir. Bu bir işlemin neden tesis edildiğini göstermez. İdari işlemlerin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden hukuki denetiminin yapıldığı gözönüne alındığında burada işlemin sebep unsuru eksiktir. İşlemin iptali gerekir.

Öte yandan, demokratik bir toplumda, doğruluğu hiçbir şekilde sorgulanamamış ve denetime tabi tutulmamış istihbari nitelikteki bilgilerle kişiler hakkında işlem tesis edilmesi kabul edilemez.

Profesyonel Hukuki Yardım

OHAL Komisyonunun ret kararlarına karşı açılacak iptal davalarında ilgililerin 60 günlük dava açma sürelerini kaçırmamaları gerekmektedir. Ayrıca açılacak iptal davalarına ilişkin dava dilekçelerinin hazırlanması, iptal nedenlerinin iyi bir şekilde ve gerekçeleriyle ortaya konulması ve talep kısmının usulüne uygun yazılması, ilgili açısından herhangi bir hak kaybı yaşanmaması için önemlidir. Bu nedenle ilgililerin bu davalardan kaynaklı tüm maaş, özlük hakları ve tazminat haklarını tam olarak alabilmesi için profesyonel hukuki yardımdan faydalanmaları gerekmektedir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi çekebilecek makaleler

İMAR KİRLİĞİNE NEDEN OLMA (TCK Md. 184) SUÇUNDAN BERAAT KARARI

TCK’nın 184. maddesinde düzenlenen imar kirliliğine neden olma suçu kapsamında açılan kamu davasında, dava konusu imalatın bina vasfı taşımadığı ve suçun yasal unsurlarının oluşmadığı değerlendirilerek sanıkların ayrı ayrı beraatine karar verilmiştir.

Gizli Ses Kaydı Delil Olur mu?

Gizli Ses Kayıtlarının Suç Niteliği ve Delil Değeri Özeti
Türk hukuk sisteminde, davalarda kullanılacak delillerin mutlaka yasal yollardan elde edilmiş olması zorunludur. Metin, rıza dışında alınan gizli ses kayıtlarının Türk Ceza Kanunu (TCK Md. 132) kapsamındaki suç teşkil eden yapısını ve mahkemelerdeki geçersizliğini şu temel noktalarla açıklamaktadır:

Suçun Oluşma Şartları: Kişiler arasında yüz yüze gerçekleşen ve aleni olmayan (başkalarının duymayacağı inancıyla yapılan) konuşmaların, taraflardan en az birinin rızası olmaksızın cihazla (telefon, kayıt cihazı vb.) kaydedilmesi suçtur. Konuşmanın içeriği (özel hayat, ticari veya mesleki) bu durumu değiştirmez.

Haberleşme vs. Yüz Yüze Konuşma: TCK Md. 132 kapsamındaki suçun oluşması için konuşmanın yüz yüze olması şarttır. Telefon gibi araçlarla yapılan görüşmelerin dinlenmesi “haberleşmenin gizliliğini ihlal” kapsamına girer. Ayrıca bir cihaz kullanmadan salt kulak misafiri olup başkasına aktarmak (dedikodu) bu madde kapsamında suç sayılmaz.

Delil Niteliğinin Olmaması: Kamusal alanda alınmış olsa dahi gizli kayıt yapmak özel hayatın ihlalidir. Suç işlenerek ve hukuka aykırı yollarla elde edildikleri için, bu tür gizli ses kayıtları ceza davalarında (CMK Md. 217) ve boşanma gibi aile hukuku davalarında kesinlikle delil olarak kullanılamaz.

Mahkemeye Sunmanın (İfşa) Riski: Gizli bir ses kaydını haklı olduğunuzu ispatlamak amacıyla mahkemeye delil olarak sunmak, aynı zamanda eylemin açığa çıkarılması (ifşa) anlamına gelir. Bu durumda kaydı sunan kişi, TCK Md. 132/1-3 kapsamında hem “hukuka aykırı kaydetme” hem de “ifşa etme” olmak üzere iki ayrı suç işlemiş sayılabilir.

Turuncu kılıflı bir cep telefonunun ekranında işlem yapan bir kişinin elleri, arka planda dizüstü bilgisayar ve üst kısımda "HTS Kayıtları Delil Olur Mu?" yazısı.
HTS Kayıtları Delil Olur mu?

HTS (Historical Traffic Search), cep telefonu görüşmeleri, mesajlaşmalar ve baz istasyonu sinyalleri gibi iletişim verilerinin geriye dönük trafik kayıtlarıdır.

İçerik Değil, Trafik Bilgisi Sunar: HTS kayıtları iletişimin kiminle, hangi saatte ve hangi baz istasyonundan yapıldığını gösterir. Ancak konuşmaların veya mesajların içeriğini barındırmaz. Nokta atışı bir konum vermez; baz istasyonunun bulunduğu bölgeye göre 0 – 35 km arasında değişen yaklaşık bir lokasyon sunar. Operatörler bu verileri 2 ila 5 yıl arasında saklar.

Delil Olarak Kullanımı ve Yetersizliği: HTS kayıtları hem ceza davalarında (cinayet, örgüt üyeliği vb.) hem de hukuk davalarında (boşanma, aldatma vb.) delil olarak kullanılabilir. Ancak içerikten yoksun olduğu için tek başına kesin bir delil değildir ve mutlak suretle tanık, fotoğraf veya sosyal medya kayıtları gibi diğer somut delillerle desteklenmesi gerekir.

Erişim Şartları (Hukuka Uygunluk): HTS kayıtlarına sadece mahkeme/hâkim kararıyla erişilebilir (CMK Md. 135). Usulsüz elde edilen veriler mahkemelerde hukuka aykırı delil sayılarak reddedilir. Talep yolları üçe ayrılır: Savcılık soruşturmaları (Sulh Ceza Hâkimliği kararıyla), istihbarat faaliyetleri ve kişisel hukuk davaları (Mahkeme kararıyla).

AYM ve Yargıtay’ın Yaklaşımı:

Anayasa Mahkemesi (AYM), içeriği belli olmayan görüşme kayıtlarının ve HTS verilerinin bir kişiyi tutuklamak için gerekli “kuvvetli suç belirtisi” olarak kabul edilemeyeceğine hükmetmiştir.

Yargıtay kararlarına göre de içeriği tespit edilemeyen sinyal kayıtları, telefonun başkası tarafından da kullanılabileceği ihtimali göz önünde bulundurularak, tek başına mahkûmiyet için yeterli bir kanıt oluşturmaz.

Whatsapp Kayıtları Delil Olur Mu?" yazısı.
Whatsapp Kayıtları Delil Olur Mu?

İletmiş olduğunuz metnin özeti aşağıdadır:

WhatsApp Kayıtlarının Delil Niteliği Özeti

WhatsApp şirketinin merkezinin ABD’de bulunması ve veri gizliliği politikaları sebebiyle, yazışma kayıtlarının doğrudan şirketten istenmesi (devlet güvenliği gibi çok istisnai haller dışında) mümkün değildir. Bu nedenle yargı mercilerine sunulan kayıtlar doğrudan taraflar tarafından temin edilmektedir. Kayıtların değiştirilebilir dijital veriler olması sebebiyle, ekran görüntüsü yerine akışı gösteren orijinal bir video kaydı ile sunulması delil değerini artırır; aksi takdirde mahkemelerce bilirkişi incelemesine ihtiyaç duyulur.

WhatsApp kayıtlarının üç temel yargı alanındaki değerlendirmesi şu şekildedir:

Ceza Hukuku Bakımından: Soruşturmalarda şüpheyi ortaya koyan veya destekleyen önemli bir delildir. Ancak, bu kayıtların hukuka uygun yollarla elde edilmesi şarttır. Başkalarının haberleşme gizliliğini ihlal ederek veya suç işlenerek elde edilen kayıtlar, CMK Md. 217 kapsamında hukuka aykırı sayılır ve delil olarak kabul edilmez.

Hukuk ve İş Davaları Bakımından: HMK Md. 199 kapsamında elektronik delil olarak kabul edilir. Yasal sınırı aşmayan borç/alacak davalarında ispat aracı olarak kullanılırken, iş davalarında (iş akdi feshi, işyeri gruplarındaki yazışmalar vb.) uyuşmazlıkların çözümünde dikkate alınır.

Aile Hukuku (Boşanma Davaları) Bakımından: Aldatma gibi kusurların ispatında sıklıkla kullanılsa da teknolojik olarak manipülasyona (ekleme/çıkarma) çok açıktır. Bu nedenle Yargıtay kararları gereği, WhatsApp yazışmaları tek başına “kesin delil” niteliği taşımaz. Hükme esas alınabilmesi için mutlaka diğer maddi delillerle (tanık, fotoğraf vb.) desteklenmesi ve orijinalliğinin teyit edilmesi gerekir.

Ahşap zemin üzerinde iki ayrı ev maketi ve ebeveyn-çocuk figürlerinin ortasında duran hakim tokmağı ile üstte "Çocuğun Velayeti Kaç Yaşında Değişir?" yazısı.
Çocuğun Velayeti Kaç Yaşında Değişir?

Çocuğun Velayeti ve Velayetin Değiştirilmesi Özeti
Velayetin Süresi: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’na göre velayet, kural olarak çocuk 18 yaşına gelip ergin oluncaya kadar devam eder. Erginlikle birlikte velayet son bulur (ancak kanuni şartlar oluşursa kişi vesayet altına alınabilir).

Velayetin Değiştirilmesi Sebepleri: Şartların değişmesi halinde 18 yaşından önce velayet değişikliği davası açılabilir. Velayet sahibinin yeniden evlenmesi, sağlık sorunları, çocuğun bakımının aksatılması veya diğer ebeveynin talebi bu değişikliğe gerekçe oluşturabilir.

Çocuğun İradesi (12 Yaş Kriteri): 12 yaş ve üzerindeki çocukların idrak gücü gelişmiş kabul edildiğinden, mahkemeler velayet kararlarında çocuğun tercihini ve beyanını büyük ölçüde dikkate alır.

Aile Yükümlülüklerinin İhlali (TCK Md. 233): Velayet sahibi ebeveynin çocuğun eğitimini aksatması veya kötü alışkanlıklara/madde bağımlılığına yönelmesine göz yumması suç teşkil eder ve doğrudan velayetin değiştirilmesi sebebidir.

Yaş Gruplarının Önemi: Çocuğun bulunduğu spesifik yaş grubu (0-3, 4-7, 8-12, 13-17), hem velayetin ilk kime verileceği konusunda hem de sonrasındaki velayet değişikliği davalarında mahkemeler için belirleyici bir kriterdir.