Maden İdari Para Cezalarına İtiraz

Maden İdari Para Cezalarına karşı hangi mercilere başvurulacağı ve nasıl dava açılacağı önemli bir husustur.

Önceden maden idari para cezalarına karşı sulh ceza hâkimliklerine itiraz edilebilmekteydi. Ancak 7164 sayılı Maden Kanunu İle Bazı Kanunlarda Ve Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 13.Maddesiyle 3213 Sayılı Maden Kanununun 13.maddesinde değişiklik yapılmıştır. Burada maden idari para cezalarına karşı başvurulacak kanun yolu açıkça belirlenmiş; dava açma süresi de 15 günden 30 güne çıkarılmıştır.

Getirilen yeni düzenleme aynen şöyledir:

“Bu Kanuna göre verilen idari para cezaları tebliğinden itibaren bir ay içinde Genel Müdürlüğün muhasebe birimi hesabına ödenir. İdari para cezalarına karşı otuz gün içinde idare mahkemelerinde dava açılabilir.”

Getirilen yeni düzenleme, maden idari para cezalarına karşı açılacak davalarda görevli yargı yerini belirleyen yani görev kuralı getiren bir düzenlemedir. Görev kuralları da kamu düzenine ilişkin olduğundan, görev konusunda taraflar için bir müktesep hak doğurmaz. Bu nedenle, yeni bir yasayla kabul edilen görev kurallarının, geçmişe de etkili olacağı, bilinen bir genel hukuk ilkesidir.

Uyuşmazlık Mahkemesi’nin 05.06.2017 tarihli ve E:2017/324, K:2017/373 Sayılı Kararı

Uyuşmazlık Mahkemesi bu kararında, Maden Kanununda, maden idari para cezalarına karşı başvurulacak kanun yolunun gösterilmediği döneme ilişkin bir uyuşmazlıkla ilgili olarak durumu irdelemiştir.

Anılan kararda;

“Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olduğundan, görev konusunda taraflar için bir müktesep hak doğurmaz. Bu nedenle, yeni bir yasayla kabul edilen görev kurallarının, geçmişe de etkili olacağı, bilinen bir genel hukuk ilkesidir.

Davanın açıldığı andaki kurallara göre görevli olan mahkeme, yeni bir yasa ile görevsiz hale gelmiş olabilir. Bu durumda mahkemenin görevsizlik kararı vermesi gerekir. Ancak, yeni yasadaki görev kuralının, değişikliğin yürürlüğe girmesinden sonra açılacak davalarda uygulanacağına dair intikal hükümlerinin varlığı halinde, mahkemece görevsizlik kararı verilemeyeceği açıktır.

Diğer taraftan, dava görevsiz mahkemede açılmış, bu sırada yapılan bir kanun-değişikliğiyle görevsiz mahkeme o dava için görevli hale gelmiş olabilir. Bu durumda da mahkemenin, artık görevsizlik kararı veremeyip (yeni kanuna göre görevli hale geldiği için) davaya bakmaya devam etmesi gerekir.

İncelenen uyuşmazlıkta, öngörülen idari para cezasının 5326 sayılı Kanun’un 16. maddesinde belirtilen idari yaptırım türlerinden biri olduğu açıktır. 3213 sayılı Maden Kanunu’nda da  idari para cezasına itiraz konusunda görevli mahkeme gösterilmemiştir.

Adli yargı kararında bahsedilen “üretim faaliyetinin durdurulması” ve Maden Çalışanları Zorunlu Ferdi Kaza Sigortası kapsamında, “….ferdi kaza sigortası yaptırılmadan üretime hazırlık ve üretim faaliyetinde bulunulmaması….” konusunda verildiği ileri sürülen kararların dava konusu edilmediği anlaşılmaktadır. Böylece, görev uyuşmazlığının esasını oluşturan idari para cezasına konu işlem kapsamında aynı kişi ile ilgili olarak idari yargının görev alanına giren kararlar varsa da bu kararların dava konusu edilmedikleri anlaşılmaktadır. Bu nedenle Kabahatler Kanunu’nun 5560 sayılı Kanun’la değişik 3. Maddesinin uygulanması gerekir. Buna göre, idarî yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümleri, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde uygulanır. Bu durumda görevli mahkemenin belirlenmesinde 5326 sayılı Yasa hükümleri dikkate alınır. Sonuç itibariyle idari para cezasına karşı açılan davanın görüm-çözümünde, anılan Kanunun 27.maddesinin (1). bendi uyarınca adli yargı yeri görevlidir.”

Sonuç

Uyuşmazlık Mahkemesi, söz konusu kararında;

  • Görev kurallarının kamu düzenine ilişkin olduğu,
  • Görev konusunda taraflar için bir müktesep hak doğmayacağı,
  • Bu nedenle, yeni bir yasayla kabul edilen görev kurallarının, geçmişe de etkili olacağı genel prensibinden hareket etmiştir.

Uyuşmazlık Mahkemesi birçok kararında bu kuralı uygulamaktadır.

Dolayısıyla, 7164 sayılı Kanun ile 3213 Sayılı Maden Kanununun 13. maddesinde yapılan değişikliğin yürürlüğe girmesinden sonra, maden idari para cezalarına ilişkin sulh ceza mahkemelerinde açılmış ya da itiraz aşamasında olup henüz kesinleşmemiş bütün davalarda, yeni yürürlüğe konulan görev kuralı gereğince görev ret kararı verilmesi gerekmektedir. Bu görev ret kararı üzerine 30 gün içinde idare mahkemelerinde dava açılabilir.

İdari davalar ile ilgili olarak Ankara İdare Avukatı başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi çekebilecek makaleler

Ölen Eşin Organ Bağışı Nasıl İptal Edilir?

Organ bağışı, kişinin sağlığında verdiği irade doğrultusunda ölümünden sonra uygulanabilen bir işlemdir. Ancak uygulamada aile bireylerinin görüşü ve hastane sürecindeki onay mekanizmaları da önem taşımaktadır. Organ bağışında bulunan eşin vefatı sonrasında bağışın iptal edilmesi veya uygulanmaması için e-Devlet üzerinden sorgulama ve iptal işlemleri yapılabilmekte, ayrıca hastanedeki organ nakli koordinatörlerine aile iradesi bildirilebilmektedir. Organ bağışına ilişkin süreçler, 2238 sayılı Organ ve Doku Alınması, Saklanması, Aşılanması ve Nakli Hakkında Kanun kapsamında düzenlenmektedir.

Konutların Kısa Süreli Kiralanması ve Danıştay’ın Airbnb Kararı

7464 sayılı Kanun ile turizm amaçlı konut kiralamalarına ilişkin yeni düzenlemeler getirilmiştir. Ancak kısa süreli kiralamalardan elde edilen gelirlerin vergisel niteliği konusunda uygulamada çeşitli tartışmalar ortaya çıkmıştır. Danıştay, Airbnb ve benzeri platformlar üzerinden yapılan günlük, haftalık veya aylık kiralamaların yalnızca daha fazla gelir elde etme amacıyla gerçekleştirilmesinin tek başına ticari faaliyet olarak değerlendirilemeyeceğine hükmetmiştir. Kararda, otel veya pansiyon işletmeciliği benzeri bir organizasyon ve ek hizmetler bulunmadıkça elde edilen gelirlerin gayrimenkul sermaye iradı olarak kabul edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu karar, kısa süreli konut kiralamalarının vergilendirilmesi bakımından önemli bir emsal niteliği taşımaktadır.

Boşanmada Af Sayılan Davranış ve Haller Nelerdir?

Boşanma davalarında eşlerden birinin kusurlu davranışlarının diğer eş tarafından açık veya örtülü şekilde affedilmesi, boşanma sebebine dayanılmasını engelleyebilmektedir. Birlikte yaşamaya devam etmek, barışma girişimlerinde bulunmak, boşanma davasından feragat etmek veya evlilik birliğini sürdürme iradesini ortaya koyan davranışlar Yargıtay uygulamalarında af olarak değerlendirilebilmektedir. Ancak affın varlığı her somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmekte olup, affedildiğini ileri süren taraf bu iddiasını ispat etmekle yükümlüdür.

Nişanı Bozmanın Haklı Sebepleri Nelerdir?

Nişanın bozulmasında haklı sebep, nişanlılık ilişkisinin sürdürülmesini taraflardan biri açısından çekilmez hale getiren veya evlenme iradesini ciddi şekilde sarsan davranış ve olayları ifade eder. Türk Medeni Kanunu kapsamında nişanın haklı veya haksız sebeple sona erdirilmesi mümkündür. Ancak haklı sebebin bulunup bulunmadığı, nişanın bozulması sonrasında talep edilebilecek maddi ve manevi tazminat açısından önem taşır. Yargıtay uygulamalarında aldatma, kötü muamele, evlilikten sürekli kaçınma, karakter uyuşmazlığının ortaya çıkması, evlenmeye engel bir durumun sonradan öğrenilmesi ve aşırı ekonomik talepler gibi birçok durum haklı sebep olarak kabul edilmektedir.

Evlenme Yasağı Nedir?

Evlenme yasağı, kanunen evlenmelerine engel bulunan kişilerin veya gerekli yasal şartları taşımayan bireylerin evlenememesini ifade eder. Türk hukukunda evlenme ehliyeti bulunmaması, belirli derecede hısımlık ilişkisi, taraflardan birinin halen evli olması, boşanma sonrası kadın için öngörülen bekleme süresinin dolmamış olması ve bazı bulaşıcı hastalıkların varlığı evlenmeye engel haller arasında yer almaktadır. Evlilik işlemlerinden önce sağlık raporu alınması ve yasal koşulların eksiksiz yerine getirilmesi gerekmektedir.