Kentsel Dönüşüm Nedir? Hangi Alanlarda, Ne Amaçla Yapılır?

Kentsel dönüşüm uygulamaları, binalaşmanın yoğun olduğu çağımızda önem arz eden uygulamalardan biridir.

Kentsel dönüşüm uygulamaları aşağıda belirtilen amaçlarla yapılabilmektedir:

  • Fiziksel veya sosyal anlamda çöküntü alanı haline gelmiş bir yerin yenilenmesi,
  • Kaybedilen bir ekonomik faaliyetin yeniden geliştirilmesi,
  • Toplumsal anlamda sorun teşkil eden bir bölgede toplumsal sorunların giderilmesi,
  • Mekânsal ya da sosyal anlamda toplumun bir parçası olmaktan dışlanmanın engellenerek yeniden sosyal ve mekansal bütünlüğün sağlanması,
  • Ekolojik diğer bir ifadeyle çevresel, tarihi ve kültürel değerlerin korunması,
  • İklim değişikliği dikkate alınarak çevre odaklı yenilemeler yapılması ve
  • Doğal afetlerden korunma adına fiziksel yenilenmenin sağlanması.

Belediye Kanunu uyarınca Kentsel Dönüşüm

5393 sayılı Belediye Kanununun 73. maddesi uyarınca Belediyeler, belediye meclisi kararıyla; konut alanları, sanayi alanları, ticaret alanları, teknoloji parkları, kamu hizmeti alanları, rekreasyon alanları ve her türlü sosyal donatı alanları oluşturmak, eskiyen kent kısımlarını yeniden inşa ve restore etmek, kentin tarihi ve kültürel dokusunu korumak veya deprem riskine karşı tedbirler almak amacıyla kentsel dönüşüm ve gelişim projeleri uygulayabilir. Kentsel dönüşüm ve gelişim alanları Cumhurbaşkanı kararıyla belirlenir. Bu kararlara karşı 60 gün içerisinde idari yargıda dava açılabilir.

Kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanı olarak ilan edilecek alanın;

  • Üzerinde yapı olan veya olmayan imarlı veya imarsız alanlar olması,
  • Yapı yükseklik ve yoğunluğunun belirlenmesi,
  • Alanın büyüklüğünün en az 5 en çok 500 hektar arasında olması,
  • Etaplar halinde yapılabilmesi

hususlarının takdiri münhasıran belediye meclisinin yetkisindedir. Toplamı 5 hektardan az olmamak kaydı ile proje alanı ile ilişkili birden fazla yer tek bir dönüşüm alanı olarak belirlenebilir.

Kentsel dönüşüm alanı belirlemelerinin bu kriterlere uygun olup olmadığı bilirkişi incelemesi yapılarak ortaya konulur. Alan belirlemesi sonrasında alan içerisinde nazım ve uygulama imar planları hazırlanır. Bu doğrultuda parselasyon, kamulaştırma, yapı ruhsatı düzenlenmesi gibi imar uygulamaları yapılır. Her bir işlem ayrı ayrı dava konusu edilebilir. İmar planları ile birlikte kentsel dönüşüm alanı belirlenmesi de dava konusu edilebilir.

Sit Alanlarında Kentsel Dönüşüm

5366 sayılı Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında Kanun 1. maddesinde, bu Kanunun amacı belirtilmiştir. Buna göre, “büyükşehir belediyeleri, büyükşehir belediyeleri sınırları içindeki ilçe ve ilk kademe belediyeleri, il, ilçe belediyeleri ve nüfusu 50.000’in üzerindeki belediyelerce ve bu belediyelerin yetki alanı dışında il özel idarelerince, yıpranan ve özelliğini kaybetmeye yüz tutmuş; kültür ve tabiat varlıklarını koruma kurullarınca sit alanı olarak tescil ve ilan edilen bölgeler ile bu bölgelere ait koruma alanlarının, bölgenin gelişimine uygun olarak yeniden inşa ve restore edilerek, bu bölgelerde konut, ticaret, kültür, turizm ve sosyal donatı alanları oluşturulması, tabiî afet risklerine karşı tedbirler alınması, tarihi ve kültürel taşınmaz varlıkların yenilenerek korunması ve yaşatılarak kullanılması” olarak ifade edilmiştir.

Yenileme alanlarının belirlenmesi konusu da 2. maddenin birinci fıkrasında belirtilmiştir:

Yenileme alanları; il özel idarelerinde il genel meclisinin ve belediyelerde belediye meclisinin üye tam sayısının salt çoğunluğunun kararı ile belirlenir. İl özel idaresinde il genel meclisince ve büyükşehirler dışındaki belediyelerde belediye meclisince bu konuda alınan kararlar, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının teklifi ile Cumhurbaşkanına sunulur. Büyükşehirlerde ise ilçe belediye meclislerince alınan kararlar, büyükşehir belediye meclisince onaylanması üzerine Çevre ve Şehircilik Bakanlığının teklifi ile Cumhurbaşkanına sunulur. Cumhurbaşkanı projenin uygulanıp uygulanmamasına üç ay içinde karar verir”.

Söz konusu maddede de 5393 sayılı Kanuna benzer bir düzenleme öngörülmüştür. Yerel meclisler tarafından hazırlanan projeler çerçevesinde alan belirleme kararı Cumhurbaşkanı kararıyla verilmektedir. Belediye Kanunundan farklı olarak alan belirleme konusunda sınırlama getirilmiş, yenileme alanı uygulamaları sit alanlarında yapılan kentsel dönüşüm uygulamaları olarak düzenlenmiştir.

Yenileme alanı belirlemelerinin bu kriterlere uygun olup olmadığı bilirkişi incelemesi yapılarak ortaya konulur. Alan belirlemesi sonrasında alan içerisinde nazım ve uygulama imar planları hazırlanır. Bu doğrultuda parselasyon, kamulaştırma, yapı ruhsatı düzenlenmesi gibi imar uygulamaları yapılır. Her bir işlem ayrı ayrı dava konusu edilebilir. İmar planları ile birlikte yenileme alanı belirlenmesi de dava konusu edilebilir.

Davaların takibi

Kentsel dönüşüm uygulamaları ile ilgili davalar devam ederken davacının alınabilecek geçici önlemlerden yararlanabilmesi önemlidir. Dava açılması ya da geçici tedbire karar verilmesi için gerekli idari başvuru ve dava açma sürelerini de kaçırmamaları gerekir. Bu nedenle davacıların dava sonunda işlemlerden kaynaklı tüm haklarını tam olarak kazanabilmesi için profesyonel hukuki yardımdan faydalanmaları gerekmektedir.

İdari davalar ile ilgili olarak Ankara İdare Avukatı başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi çekebilecek makaleler

Ölen Eşin Organ Bağışı Nasıl İptal Edilir?

Organ bağışı, kişinin sağlığında verdiği irade doğrultusunda ölümünden sonra uygulanabilen bir işlemdir. Ancak uygulamada aile bireylerinin görüşü ve hastane sürecindeki onay mekanizmaları da önem taşımaktadır. Organ bağışında bulunan eşin vefatı sonrasında bağışın iptal edilmesi veya uygulanmaması için e-Devlet üzerinden sorgulama ve iptal işlemleri yapılabilmekte, ayrıca hastanedeki organ nakli koordinatörlerine aile iradesi bildirilebilmektedir. Organ bağışına ilişkin süreçler, 2238 sayılı Organ ve Doku Alınması, Saklanması, Aşılanması ve Nakli Hakkında Kanun kapsamında düzenlenmektedir.

Konutların Kısa Süreli Kiralanması ve Danıştay’ın Airbnb Kararı

7464 sayılı Kanun ile turizm amaçlı konut kiralamalarına ilişkin yeni düzenlemeler getirilmiştir. Ancak kısa süreli kiralamalardan elde edilen gelirlerin vergisel niteliği konusunda uygulamada çeşitli tartışmalar ortaya çıkmıştır. Danıştay, Airbnb ve benzeri platformlar üzerinden yapılan günlük, haftalık veya aylık kiralamaların yalnızca daha fazla gelir elde etme amacıyla gerçekleştirilmesinin tek başına ticari faaliyet olarak değerlendirilemeyeceğine hükmetmiştir. Kararda, otel veya pansiyon işletmeciliği benzeri bir organizasyon ve ek hizmetler bulunmadıkça elde edilen gelirlerin gayrimenkul sermaye iradı olarak kabul edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu karar, kısa süreli konut kiralamalarının vergilendirilmesi bakımından önemli bir emsal niteliği taşımaktadır.

Boşanmada Af Sayılan Davranış ve Haller Nelerdir?

Boşanma davalarında eşlerden birinin kusurlu davranışlarının diğer eş tarafından açık veya örtülü şekilde affedilmesi, boşanma sebebine dayanılmasını engelleyebilmektedir. Birlikte yaşamaya devam etmek, barışma girişimlerinde bulunmak, boşanma davasından feragat etmek veya evlilik birliğini sürdürme iradesini ortaya koyan davranışlar Yargıtay uygulamalarında af olarak değerlendirilebilmektedir. Ancak affın varlığı her somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmekte olup, affedildiğini ileri süren taraf bu iddiasını ispat etmekle yükümlüdür.

Nişanı Bozmanın Haklı Sebepleri Nelerdir?

Nişanın bozulmasında haklı sebep, nişanlılık ilişkisinin sürdürülmesini taraflardan biri açısından çekilmez hale getiren veya evlenme iradesini ciddi şekilde sarsan davranış ve olayları ifade eder. Türk Medeni Kanunu kapsamında nişanın haklı veya haksız sebeple sona erdirilmesi mümkündür. Ancak haklı sebebin bulunup bulunmadığı, nişanın bozulması sonrasında talep edilebilecek maddi ve manevi tazminat açısından önem taşır. Yargıtay uygulamalarında aldatma, kötü muamele, evlilikten sürekli kaçınma, karakter uyuşmazlığının ortaya çıkması, evlenmeye engel bir durumun sonradan öğrenilmesi ve aşırı ekonomik talepler gibi birçok durum haklı sebep olarak kabul edilmektedir.

Evlenme Yasağı Nedir?

Evlenme yasağı, kanunen evlenmelerine engel bulunan kişilerin veya gerekli yasal şartları taşımayan bireylerin evlenememesini ifade eder. Türk hukukunda evlenme ehliyeti bulunmaması, belirli derecede hısımlık ilişkisi, taraflardan birinin halen evli olması, boşanma sonrası kadın için öngörülen bekleme süresinin dolmamış olması ve bazı bulaşıcı hastalıkların varlığı evlenmeye engel haller arasında yer almaktadır. Evlilik işlemlerinden önce sağlık raporu alınması ve yasal koşulların eksiksiz yerine getirilmesi gerekmektedir.