Eser Sözleşmesinde Gabin (Aşırı Yararlanma) Durumu

Gabin (Aşırı Yararlanma), Borçlar Kanunumuzda bir irade bozukluğu hali olarak öngörülmemiştir. Bu nedenle gabini irade bozukluğu sebepleri arasında değil, sözleşmenin kurulması ile ilgili hükümler arasında düzenlemiştir. Buna göre gabin (aşırı yararlanma) de sözleşmenin kurucu unsurlarıyla ilgili bir kurumdur.

Hukukumuzun en önemli ilkelerinden birisi sözleşme özgürlüğüdür. Sözleşme özgürlüğü tarafların diledikleri koşullarda sözleşme yapabilme özgürlüğünü kapsar. Bunun sonucu olarak, taraflar sözleşmenin koşullarını ve karşılıklı olarak edimlerini diledikleri gibi belirleyebilirler. Ancak tarafların bu koşulları ve karşılıklı edimlerini tayin ederlerken, diğer tarafın içinde bulunduğu olumsuz koşullardan yararlanılmış olabilir. Ya da bu olumsuz koşullar nedeniyle bir taraf haksız yararlar temin etmiş olabilir. Buna rağmen sözleşmenin geçerli olduğunu iddia etmek adalet duygusunu sarsabilir. Gabin, tarafların karşılıklı edimleri tayin edebilme konusundaki sözleşme özgürlüklerine getirilmiş olan bir sınırlamadır.

Burada taraflardan birinin içinde bulunduğu olumsuz koşullardan yararlanmak suretiyle sözleşme özgürlüğünün kötüye kullanılması söz konusudur. Yani olumsuz koşullar içinde bulunan kişinin sömürülmesinin yaptırımı söz konusudur. Burada aslolanın sözleşme özgürlüğü olduğu, ancak gabinin yasada öngörülen sıkı koşulların bulunduğu hallerde bu özgürlüğün istisnasının bulunduğundan söz etmek gerekir.

YHGK’nın 30.09.1972 tarih ve 1972/229-765 Karar sayılı kararında da vurgulandığı üzere, “gabin” ancak, zaruret halinin ve mazeret sebeplerinin bulunduğu bazı durumlarda uygulanması gereken istisnai bir hüküm niteliği taşıması itibariyle çok ciddi bir incelemeye tabi tutulması gereklidir. Herhangi bir düşünce ile sözleşme hükümlerini yerine getirmek ve yaptığı sözleşmelerden pişmanlık duyarak caymak isteyen kişilerin bu hükümden yararlanması düşünülemez. Sıkı bir incelemeye tabi tutulmadığı takdirde birçok sözleşmelerin gabin sebebine dayanılarak geçersiz sayılması durumu ortaya çıkar. Bununla birlikte sözleşmelerin serbestliğinden beklenilen amacın ortadan kaldırılması gibi istenilmeyen bir sonucun da doğumuna yol açılmış olur.

Gabin Şartları

Gabinden söz edilebilmesi için şu üç koşulun bulunması gerekir (TBK m 28/1).

1-Nesnel (objektif) koşul; edimler arasında açık bir oransızlık bulunması gerekir.

2-Öznel (subjektif) koşul; taraflardan biri zor durumda (müzayaka) veya düşüncesizlik yahut deneyimsizlik içinde bulunmalıdır.

3-Karşı taraf, yukarıdaki nesnel ve öznel koşullardan bilerek ve isteyerek yararlanmalıdır.

Aşırı yararlanmadan söz edebilmek için anılan objektif unsur ile zarar gören için sayılan sübjektif unsurlardan birinin ve diğer taraf için de sözü edilen sübjektif unsurun birlikte gerçekleşmesi gerekir. Yani hem objektif, hem de sübjektif unsurların mevcut olması gerekir. Objektif unsur olan edimler arasında oransızlık yok ise, sübjektif unsurlar söz konusu olsa bile ya da tersi durumda ya da edimler arasında oransızlık mevcut olmasına rağmen sübjektif koşullar mevcut değilse TBK’nun 28. maddesinden yararlanılamayacaktır.

Aşırı yararlanmanın varlığına rağmen karşılıklı irade açıklamalarıyla sözleşme geçerli bir biçimde kurulmuştur. Ancak TBK’nun 28. maddesine dayalı olarak karşı tarafa yapılacak bildirim ile sözleşme ile bağlı bulunulmadığı belirtilerek maddenin tanıdığı hak kullanılabilir. Bu nedenle mahkeme tarafından sözleşmenin hükümsüz olduğunun tespitine dair verilecek bir karar sözleşmenin iptali olarak da değerlendirilmelidir. İnfazda tereddüt yaşanmaması için davacının talebinin ve mahkeme kararının sözleşmenin iptalini de içermesi uygun olacaktır.

Bunun dışında zarar gören, sözleşme ile bağlı olmadığını bildirmek yerine, edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini isteme hakkına da sahiptir.

Aşırı yaralanma durumunda hâkim, borçlunun seçim hakkına bağlı olmaksızın hakkaniyet durumunu da gözeterek bir karar verebilir. Burada sözleşmenin tümüyle iptali yerine kısmi iptal anlamına da gelen oransızlığı gideren bir karar verebilir.

Zarar gören bu hakkını, düşüncesizlik veya deneyimsizliğini öğrendiği; zor durumda kalmada ise, bu durumun ortadan kalktığı tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde sözleşmenin kurulduğu tarihten başlayarak beş yıl içinde kullanabilir. (TBK m 28/2)

Buradaki süre dava açma süresi olmayıp, anılan madde nedeniyle sözleşmenin hükümsüzlüğünün karşı tarafa bildirilmesi gereken süredir. Aşırı yararlanma (gabin) nedeniyle sözleşmenin geçersizliği iddiası dava veya def’i yoluyla ve karşı tarafa yapılacak irade bildirimi ile kullanılabilir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi çekebilecek makaleler

Ölen Eşin Organ Bağışı Nasıl İptal Edilir?

Organ bağışı, kişinin sağlığında verdiği irade doğrultusunda ölümünden sonra uygulanabilen bir işlemdir. Ancak uygulamada aile bireylerinin görüşü ve hastane sürecindeki onay mekanizmaları da önem taşımaktadır. Organ bağışında bulunan eşin vefatı sonrasında bağışın iptal edilmesi veya uygulanmaması için e-Devlet üzerinden sorgulama ve iptal işlemleri yapılabilmekte, ayrıca hastanedeki organ nakli koordinatörlerine aile iradesi bildirilebilmektedir. Organ bağışına ilişkin süreçler, 2238 sayılı Organ ve Doku Alınması, Saklanması, Aşılanması ve Nakli Hakkında Kanun kapsamında düzenlenmektedir.

Konutların Kısa Süreli Kiralanması ve Danıştay’ın Airbnb Kararı

7464 sayılı Kanun ile turizm amaçlı konut kiralamalarına ilişkin yeni düzenlemeler getirilmiştir. Ancak kısa süreli kiralamalardan elde edilen gelirlerin vergisel niteliği konusunda uygulamada çeşitli tartışmalar ortaya çıkmıştır. Danıştay, Airbnb ve benzeri platformlar üzerinden yapılan günlük, haftalık veya aylık kiralamaların yalnızca daha fazla gelir elde etme amacıyla gerçekleştirilmesinin tek başına ticari faaliyet olarak değerlendirilemeyeceğine hükmetmiştir. Kararda, otel veya pansiyon işletmeciliği benzeri bir organizasyon ve ek hizmetler bulunmadıkça elde edilen gelirlerin gayrimenkul sermaye iradı olarak kabul edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu karar, kısa süreli konut kiralamalarının vergilendirilmesi bakımından önemli bir emsal niteliği taşımaktadır.

Boşanmada Af Sayılan Davranış ve Haller Nelerdir?

Boşanma davalarında eşlerden birinin kusurlu davranışlarının diğer eş tarafından açık veya örtülü şekilde affedilmesi, boşanma sebebine dayanılmasını engelleyebilmektedir. Birlikte yaşamaya devam etmek, barışma girişimlerinde bulunmak, boşanma davasından feragat etmek veya evlilik birliğini sürdürme iradesini ortaya koyan davranışlar Yargıtay uygulamalarında af olarak değerlendirilebilmektedir. Ancak affın varlığı her somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmekte olup, affedildiğini ileri süren taraf bu iddiasını ispat etmekle yükümlüdür.

Nişanı Bozmanın Haklı Sebepleri Nelerdir?

Nişanın bozulmasında haklı sebep, nişanlılık ilişkisinin sürdürülmesini taraflardan biri açısından çekilmez hale getiren veya evlenme iradesini ciddi şekilde sarsan davranış ve olayları ifade eder. Türk Medeni Kanunu kapsamında nişanın haklı veya haksız sebeple sona erdirilmesi mümkündür. Ancak haklı sebebin bulunup bulunmadığı, nişanın bozulması sonrasında talep edilebilecek maddi ve manevi tazminat açısından önem taşır. Yargıtay uygulamalarında aldatma, kötü muamele, evlilikten sürekli kaçınma, karakter uyuşmazlığının ortaya çıkması, evlenmeye engel bir durumun sonradan öğrenilmesi ve aşırı ekonomik talepler gibi birçok durum haklı sebep olarak kabul edilmektedir.

Evlenme Yasağı Nedir?

Evlenme yasağı, kanunen evlenmelerine engel bulunan kişilerin veya gerekli yasal şartları taşımayan bireylerin evlenememesini ifade eder. Türk hukukunda evlenme ehliyeti bulunmaması, belirli derecede hısımlık ilişkisi, taraflardan birinin halen evli olması, boşanma sonrası kadın için öngörülen bekleme süresinin dolmamış olması ve bazı bulaşıcı hastalıkların varlığı evlenmeye engel haller arasında yer almaktadır. Evlilik işlemlerinden önce sağlık raporu alınması ve yasal koşulların eksiksiz yerine getirilmesi gerekmektedir.