Deprem Sonrası Miras Hukuku İle İlgili Genel Bilgilendirme

Deprem sonrası miras hukuku ile ilgili ilişkin bazı problemlerin olduğu, müvekkillerimiz tarafından sorulan sorular çerçevesinde, ortaya çıkmıştır.

Bilindiği üzere ülkemizde 06/02/2023 tarihinde tüm yurttaşlar olarak hepimizi yasa boğan deprem felaketi yaşanmıştır. Bu felaket sonrası mağdur olan vatandaşlarımızın haklarının aranması adına özel, ceza ve idare hukuku anlamında birçok hukuksal mücadelenin başlaması gerekecektir.

Bu makalemizde deprem sonrası miras hukuku anlamında karşılaşılabilecek hukuksal durumlar ile ilgili bilgi vermeye çalışacağız.

Miras Hukuku Nedir?

Miras Hukuku Nedir?

Miras Hukuku, TMK ‘nun üçüncü kitabında 495-682. Maddeleri arasında düzenlenmiştir. Miras Hukuku, miras bırakanın ölümü ya da gaiplik hali üzerine mal varlığının kime ait olacağını düzenler.

Miras hakkı, Anayasamızda mülkiyet hakkı ile birlikte 35.madde de düzenlenmiştir. Buna göre “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir.Mülkiyet hakkının kullanımı kamu yararına aykırı olamaz” şeklinde düzenleme ile koruma altına alınmıştır.

Mirasbırakan Kime Denir?

Mirasbırakan Kime Denir?

Miras bırakan kadın, erkek, genç, yaşlı olmasının önemi olmadan daima gerçek kişilerdir. Tüzel kişiler mirasbırakan olamazlar. Tüzel kişiliğin sona ermesinde, ilgili tüzel kişinin tasfiye süreci başlar.

Kimler Mirasçı Olabilir?

Mirasçının gerçek ve tüzel kişi olması gerekir. Mirasçılık yasal mirasçı ya da atanmış mirasçı olarak ikiye ayrılır. Yasal mirasçı kanunda gösterilen kişilerken, atanmış mirasçılar ölüme bağlı tasarrufla mirasbırakan tarafından tayin edilen mirasçı yada mirasçılardır.

Tereke Nedir?

Ölümünden sonra kişinin malvarlığı tereke adını alır. Mirasbırakanın taşınır ve taşınmaz malları ile alacak hakları ve borçları terekeyi oluşturur. Mirasbırakanın malvarlığı ile terekesi çoğu zaman aynıdır. Ancak bu iki kavram eş anlamlı değildir. Örneğin, nafaka alacaklısının ve borçlusunun ölümü ile nafaka kendiliğinden ortadan kalkar. Alacak hakkı, alacaklısının mirasçılarına geçmeyeceği gibi, nafaka ödeme borcu da nafaka borçlusunun mirasçılarına geçmez. Ancak muaccel olan nafaka alacakları bakımından bu kural geçerli değildir.

Ölüme Bağlı Tasarruf Nedir?

Mirasbırakanın sağlığında yapmış olduğu ancak ölümü üzerine hüküm ve sonuç doğuran işlemlerdir. Mirasbırakanın sınırlı sayı ilkesi gereği iki şekilde ölüme bağlı tasarrufta bulunması mümkündür. İlki vasiyetneme, diğeri ise miras sözleşmesidir.

Yasal Mirasçılık Ne Demek?

Yasal Mirasçılık Ne Demek?

Yasal mirasçılar kanun gereği mirasbırakana mirasçı olurlar. Hukukumuzda yasal mirasçıların belirlenmesinde soybağı, evlat edinme, hısımlık ve evlilik birliği gibi ilişkiler dikkate alınır. Bunun yanında devlet de belli koşullar çerçevesinde tali nitelikte yasal mirasçı olabilmektedir.

Mirasbırakanın ölümü üzerine tüm kan hısımları mirasçı olamaz. Hukukumuzda zümre usulü benimsenmiş olup, bu usul soybağı esasına dayanır.

Zümre Usulünde Mirasçılar Kimlerdir?

Zümre Usulünde Mirasçılar Kimlerdir?

Zümre usulünde birbirini izleyen nesiller dikkate alınır. Buna göre;

  • Birinci zümre, mirasbırakanın altsoyudur.
  • İkinci zümre, mirasbırakanın ana ve babası ile bunların altsoyundan (kardeş, yeğen,yeğen çocukları…) oluşur.
  • Üçüncü zümre, mirasbırakanın büyükana ve büyükbabaları ile bunların alt soyundan (hala,amca,dayı,teyze,kuzenler…) oluşur.

Bizim hukukumuzda mirasçılık üçüncü zümrede sona erer. Dördüncü zümre yasal mirasçı değildir.

Zümre usulünün birtakım yasal kuralları vardır. Buna göre, yakın zümre uzak zümreyi miras dışı bırakır. Örneğin, birinci zümrede mirasçı var ise, ikinci zümre mirasçı olamaz.

Bir zümre içinde mirasbırakana daha yakın olan hısım, uzak hısımları miras dışı bırakır. Örneğin, mirasbırakanın ana ve babası sağ ise, mirasbırakanın kardeşleri mirasçı olamaz.

Zümre içindeki en yakın kan hısımı mirasbırakandan önce ölmüş ise, onun yerini kendi alt soyu alır. Örneğin, mirasbırakan ölür,  geriye oğlu ve kendinden önce ölen kızının iki çocuğu kalırsa, mirasbırakanın mirasçıları oğlu ve kızının çocukları olur.

Miras hakkı bakımından evlilik içinde doğan çocuklar, evlilik dışı doğan ve tanınmış olan çocuklar arasında fark yoktur.

Evlatlığın Mirasçılığı Nasıl Düzenlenmiştir?

Evlatlığın Mirasçılığı Nasıl Düzenlenmiştir?

Evlatlık birinci zümreye dahil saklı paylı yasal mirasçılardandır. Evlatlık ve evlatlığın alt soyunun , evlat edinene mirasçı olması mümkündür. Ancak evlat edinen, evlatlığa ve onun alt soyuna mirasçı olamaz. Evlatlığın kendi ailesindeki mirasçılığı da devam eser. Evlat edinenin hısımları ile evlatlık arasında hısımlık meydana gelmediğinden, evlatlık evlat edinenin hısımlarına mirasçı olamaz.

Sağ Kalan Eşin Mirasçılığı İle İlgili Düzenleme Nasıldır?

Sağ Kalan Eşin Mirasçılığı İle İlgili Düzenleme Nasıldır?

Sağ kalan eş yasal mirasçılardandır. Herhangi bir zümreye dahil değildir. Ancak her bir zümre ile farklı oranlarda mirasçı olur. Birinci zümre ile mirasçı olduğunda, miras payı ¼,  ikinci zümre ile mirasçı olduğunda miras payı ½, üçüncü zümre ile mirasçı olduğunda miras payı ¾ oranındadır. Ancak burada önemli bir husus vardır. Sağ kalan eş, üçüncü zümrede yalnız, büyükana ve büyükbabaları ile bunların çocuklarıyla mirasçı olur. Eğer bunlar mirasbırakandan önce ölmüş ise, eş tek başına mirasçı olur.

Devletin Mirasçılığının Şartları Nelerdir?

Devletin Mirasçılığının Şartları Nelerdir?

Devletin mirasçılığı ancak , mirasbırakan mirasçı bırakmaksızın ölürse mümkün olur. Bu durumda da devlet, mirasbırakanın borçlarından yalnızca tereke mallarıyla sorumlu olacaktır.

Mirasçılık Belgesi Nedir Ve Nasıl Alınır?

Mirasçılık Belgesi Nedir Ve Nasıl Alınır?

Mirasbırakanın ölümü üzerine, tereke üzerinde tasarrufta bulunabilmek için, TMK 589. Madde hükmü uyarınca, yasal mirasçı olduğunun tespit edilmesi gerekir. Bu tespit ile mirasçılık sıfatını gösteren belge düzenlenmesi mümkündür. Bu belgeye mirasçılık belgesi denir.

Mirasçılık belgesi mirasbırakanın yada mirasçının yerleşim yeri sulh mahkemesinden alınabilir. Mirasçılık belgesi düzenleme yetkisi noterlere de verilmiştir. Ancak mirasçılık belgesinin yargılamayı gerektirmesi, nüfus kayıtlarının mirasçılık belgesi verilmesi konusunda yeterli olmaması yada yabancılar tarafından talep edilmesi halinde noterler mirasçılık belgesi veremezler. Yasal her mirasçının mirasçılık belgesi talep etmesi mümkündür. Yine Yargıtay’a göre, İİK 94. Maddesi uyarınca,  mirasbırakanın alacaklıları da mirasçılar adına mirasçılık belgesi alabilirler.

Mirasçılık belgesi maddi hukuk bakımından kesin hüküm teşkil etmediğinden , aksinin her zaman iddia ve ispat edilmesi mümkündür. Mirasçılık belgesinin iptalinde görevli mahkeme ise asliye hukuk mahkemesidir.

Yukarıda hukukumuzda miras hukukunun temel ilkelerini izah etmeye çalıştık. Kanaatimizce  yaşanan vahim deprem felaketi nedeni ile miras konusu ve mirasçılık belgesinin alınması hususunda karşımıza çok farklı kavramlar çıkacaktır. Bunların başında birlikte ölüm karinesi yada ölüm karinesi ve bunun sonucunda miras paylarının dağılımı, gaiplik hususu ve bu durumda mirasçıların ve terekenin hukuki durumu, mirasçı olduğunun ispatı gibi bir çok farklı husus ortaya çıkacaktır.

3 Responses

  1. Eşimle 2016 da boşandık. Bir oğlumuz var. Anlaşmalı boşandık ve yoksulluk nafakası bağlandı. 6 Şubat depreminden 4 gün önce ayrıldığım eşim evlendi. Meydana gelen depremde ise oğlum, ayrıldığım eşim ve yeni evlendiği eşi vefat ettiler. Miras ve nafaka konusunda hangi kanuni haklarım olduğunu öğrenmek istiyorum. Teşekkür ederim…

  2. Eşimle 2016 da boşandık. Bir oğlumuz var. Anlaşmalı boşandık ve yoksulluk nafakası bağlandı. 6 Şubat depreminden 4 gün önce ayrıldığım eşim evlendi. Meydana gelen depremde ise oğlum, ayrıldığım eşim ve yeni evlendiği eşi vefat ettiler. Miras ve nafaka konusunda hangi kanuni haklarım olduğunu öğrenmek istiyorum. Teşekkür ederim…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi çekebilecek makaleler

Ölen Eşin Organ Bağışı Nasıl İptal Edilir?

Organ bağışı, kişinin sağlığında verdiği irade doğrultusunda ölümünden sonra uygulanabilen bir işlemdir. Ancak uygulamada aile bireylerinin görüşü ve hastane sürecindeki onay mekanizmaları da önem taşımaktadır. Organ bağışında bulunan eşin vefatı sonrasında bağışın iptal edilmesi veya uygulanmaması için e-Devlet üzerinden sorgulama ve iptal işlemleri yapılabilmekte, ayrıca hastanedeki organ nakli koordinatörlerine aile iradesi bildirilebilmektedir. Organ bağışına ilişkin süreçler, 2238 sayılı Organ ve Doku Alınması, Saklanması, Aşılanması ve Nakli Hakkında Kanun kapsamında düzenlenmektedir.

Konutların Kısa Süreli Kiralanması ve Danıştay’ın Airbnb Kararı

7464 sayılı Kanun ile turizm amaçlı konut kiralamalarına ilişkin yeni düzenlemeler getirilmiştir. Ancak kısa süreli kiralamalardan elde edilen gelirlerin vergisel niteliği konusunda uygulamada çeşitli tartışmalar ortaya çıkmıştır. Danıştay, Airbnb ve benzeri platformlar üzerinden yapılan günlük, haftalık veya aylık kiralamaların yalnızca daha fazla gelir elde etme amacıyla gerçekleştirilmesinin tek başına ticari faaliyet olarak değerlendirilemeyeceğine hükmetmiştir. Kararda, otel veya pansiyon işletmeciliği benzeri bir organizasyon ve ek hizmetler bulunmadıkça elde edilen gelirlerin gayrimenkul sermaye iradı olarak kabul edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu karar, kısa süreli konut kiralamalarının vergilendirilmesi bakımından önemli bir emsal niteliği taşımaktadır.

Boşanmada Af Sayılan Davranış ve Haller Nelerdir?

Boşanma davalarında eşlerden birinin kusurlu davranışlarının diğer eş tarafından açık veya örtülü şekilde affedilmesi, boşanma sebebine dayanılmasını engelleyebilmektedir. Birlikte yaşamaya devam etmek, barışma girişimlerinde bulunmak, boşanma davasından feragat etmek veya evlilik birliğini sürdürme iradesini ortaya koyan davranışlar Yargıtay uygulamalarında af olarak değerlendirilebilmektedir. Ancak affın varlığı her somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmekte olup, affedildiğini ileri süren taraf bu iddiasını ispat etmekle yükümlüdür.

Nişanı Bozmanın Haklı Sebepleri Nelerdir?

Nişanın bozulmasında haklı sebep, nişanlılık ilişkisinin sürdürülmesini taraflardan biri açısından çekilmez hale getiren veya evlenme iradesini ciddi şekilde sarsan davranış ve olayları ifade eder. Türk Medeni Kanunu kapsamında nişanın haklı veya haksız sebeple sona erdirilmesi mümkündür. Ancak haklı sebebin bulunup bulunmadığı, nişanın bozulması sonrasında talep edilebilecek maddi ve manevi tazminat açısından önem taşır. Yargıtay uygulamalarında aldatma, kötü muamele, evlilikten sürekli kaçınma, karakter uyuşmazlığının ortaya çıkması, evlenmeye engel bir durumun sonradan öğrenilmesi ve aşırı ekonomik talepler gibi birçok durum haklı sebep olarak kabul edilmektedir.

Evlenme Yasağı Nedir?

Evlenme yasağı, kanunen evlenmelerine engel bulunan kişilerin veya gerekli yasal şartları taşımayan bireylerin evlenememesini ifade eder. Türk hukukunda evlenme ehliyeti bulunmaması, belirli derecede hısımlık ilişkisi, taraflardan birinin halen evli olması, boşanma sonrası kadın için öngörülen bekleme süresinin dolmamış olması ve bazı bulaşıcı hastalıkların varlığı evlenmeye engel haller arasında yer almaktadır. Evlilik işlemlerinden önce sağlık raporu alınması ve yasal koşulların eksiksiz yerine getirilmesi gerekmektedir.