Danıştay Kararları Işığında Sözlü Sınav (Mülakat) Kriterleri

Sözlü sınav veya genel kullanılan anlamıyla mülakat, kamu görevine alınacak kişiyi seçmek amacıyla, adaylarla tek tek ve yüzyüze konuşmak, görüşmektir. Tanım böyle olmakla birlikte, sözlü sınavın nasıl yapılacağına, içeriğine ve özelliklerine ilişkin belirlemeler hep tartışma konusu olmuştur.

Bilindiği gibi T.C. Anayasasının 2. Maddesine göre, Türkiye Cumhuriyeti Devleti bir hukuk devletidir. Hukuk devleti, vatandaşlarına hukuk güvenliğini sağlayan, idarenin-hukuka-bağlılığını amaç edinen, buna karşılık kamu gücünün sınırsız, ölçüsüz ve keyfi kullanılmasını önleyen devlettir.

Hukuk devleti ilkesiyle ilgili Anayasamızda birçok ilke ve kural bulunmakla birlikte İdari Yargılama Usulü açısından en önemlisi 125.maddedir. T.C. Anayasasının 125.maddesine göre, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır.

Hukuk devleti ilkesi karşısında, idarenin yargısal denetimin yapılmasını ortadan kaldıracak imkânsız kılacak işlem ve eylemlerde bulunması mümkün değildir.

Bir mesleğe atanacak olanların veya bir mesleği yapabilmesi için izin verilecek olanların niteliklerinin saptanmasına yönelik olarak kültür ve bilgisinin saptanması amacıyla yazılı olarak yapılacak sınavdan sonra bilgi yanında mesleki ehliyete yönelik diğer özel niteliklere de sahip olunup olunmadığının ortaya konulabilmesi açısından tamamlayıcı nitelikte sözlü sınav yapılması mümkündür. Ancak yapılacak olan bir sözlü sınav, yargısal denetime elverişli ve objektif olmalıdır. Bunun için de mesleğin özelliği dikkate alınarak bütün kriterlerin ne şekilde uygulanacağına ilişkin ölçütleri, kriterlerin ağırlığını ve buna göre değerlendirme esaslarını içeren objektif bir yöntemin düzenlenmesi gerekmektedir.

Sözlü sınav ile ilgili değerlendirme esaslarını içeren objektif bir yöntem uygulamada bulunmamaktadır. Ancak yargı, özellikle Danıştay kararlarında belirtilen kriterler, sözlü sınav ile ilgili objektif değerlendirme esaslarının neler olabileceği noktasında bize ışık tutmaktadır. Danıştay kararlarında belirtildiği şekliyle bir değerlendirme yapılmış ve sözlü sınav, yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden de hukuka uygunsa, sözlü sınavın objektif yapıldığından bahsedilebilir.

Danıştay, sözlü sınav ile ilgili önüne gelen uyuşmazlıklarla ilgili olarak birçok karar vermiştir. Emsal olması ve objektif değerlendirme kriterlerine yer vermesi açısından Danıştay 12. Dairesinin kararını aşağıda paylaşıyoruz.

Danıştay 12. Dairesi’nin E: 2013/11187, K: 2015/7260 Sayılı Kararı

Temyiz İsteminde Bulunan Davacı:  ……….
İstemin Özeti : İstanbul 2. İdare Mahkemesince verilen 17/05/2013 tarihli ve E:2012/2070; K:2013/1040 sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

Karar

Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 17/2. maddesi uyarınca duruşma yapılmasına gerek görülmeyerek işin gereği görüşüldü:

Dava; Bakırköy Adli Yargı İlk Derece Mahkemesi Adalet Komisyonu Başkanlığı’nca 07.06.2012 tarihinde yapılan infaz ve koruma memuru öğrenci alımı mülakat sınavına katılan davacının başarısız sayılmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle açılmıştır.

İdare Mahkemesinin Kararı

Sözlü sınav, ilgili Yönetmelik hükümlerine uygun olarak objektif bir şekilde gerçekleştirilmiştir. Yönetmelikte sözlü sınavın sesli ve görüntülü kayıt altına alınması zorunluluğunun bulunmamaktadır. Bu nedenle dava konusu işlemin hukuka uygundur; davanın reddi gerekmektedir.

Davacı tarafından, mahkeme kararının hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek temyizen incelenip bozulması istenilmektedir.

İlgili Mevzuat

Adalet Bakanlığı Memur Sınav, Atama ve Nakil Yönetmeliğinin 14. maddesinde Zabıt kâtipliği, cezaevi katipliği ve daktilograf kadrolarına yapılacak atamalar hariç olmak üzere sözlü sınava, merkezi sınavda alınan puanlar esas olmak kaydıyla, en yüksek puandan başlamak üzere ilan edilen kadro sayısının beş katı kadar aday çağırılır. Boy-kilo şartı aranan unvanlarda; ilan edilen kadro sayısının beş-katı aday içerisinden boy-kilo şartını taşıyanlar sözlü sınava katılmaya hak kazanır. Sözlü sınav;

1) İlgilinin atanacağı kadronun gerektirdiği mesleki bilgi 40,

2) Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi 20,

3) Genel kültür 20,

4) Bir konuyu kavrama ve ifade yeteneği 20, puan olmak üzere toplam 100 puan üzerinden yapılır.

İlgilinin atanacağı kadronun gerektirdiği mesleki bilgi tespit edilirken;

1) Zabıt kâtipliği ve mübaşirliğe atanacaklara genel hukuk bilgisi ve kalem mevzuatına,

2) İnfaz ve koruma memurluğuna atanacaklara genel hukuk, infaz mevzuatı ve ceza infaz kurumu idaresine,

3) Diğer kadrolara atanacaklara ise atanacağı kadronun gerektirdiği teknik bilgiye ilişkin konuların bir veya birkaçından soru sorulur.

Şoför kadrolarına atanacaklar için bu tespit araç başında ve kullanma becerisi de ölçülmek suretiyle yapılır. Yapılan değerlendirme, sınav kurulu veya adalet komisyonu üyelerinin her biri tarafından ayrı ayrı EK 3-A Aday Değerlendirme Formuna işlenir.

Sözlü sınav bitirildikten sonra sınav kurulu veya adalet komisyonu üyelerince yapılan değerlendirme sonuçları EK 3-B Birleştirme Tutanağında gösterilir. İlgilinin sözlü sınavda başarılı sayılabilmesi için yüz tam puan üzerinden en az yetmiş puan alması gerekir. Sözlü sınav sonuçları EK 3-C Nihai Başarı Listesinin ilgili hanesine işlenir. “hükmü ile 15. maddesinde “Nihai başarı listesi, adayların merkezi ve sözlü veya merkezi veya uygulamalı ve sözlü sınavda aldıkları puanların aritmetik ortalamasına göre en yüksek puandan başlayarak sıralanması suretiyle düzenlenir.” düzenlemesi yer almaktadır.

Danıştay Tarafından Yapılan Değerlendirme

Dava dosyasının incelenmesinden; davacının davalı idarece ilan edilen sözleşmeli infaz koruma memuru öğrenci alımı için başvurduğu, boy ve kilo şartlarını taşıdığı, ancak mülakat ve sözlü sınavın ortalamasının 48 puan olduğu ve başarısız sayılması nedeniyle sözlü sınavın, usulüne uygun yapılmadığından bahisle iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

İnfaz ve koruma memuru öğrenci alımı sözlü sınavı incelendiğinde, sınav komisyonu tarafından sözlü sınavda sorulacak sorular önceden hazırlanmamıştır. Sınav esnasında davacıya sorulan soruların neler olduğunu tutanağa bağlanmamıştır. Sözlü sınav komisyonu başkan ve üyelerince takdir edilen notlar ise ayrı ayrı tutanağa geçirilmiştir.

Sözlü sınavda başarısız sayılma işleminin, diğer tüm idari işlemlerin yargısal denetiminde olduğu gibi yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden yargısal denetiminin yapılması esastır. İdari işlemin yetki, şekil gibi salt usule ilişkin unsurlarıyla sınırlı olarak yapılacak bir yargısal denetim, hukuk-devleti-ilkesinin sağladığı güvenceyi temin etmeyecektir.

Bu itibarla;

  • Davacının girdiği sözlü sınav öncesinde, sınav komisyonunca sınavda sorulacak soruların önceden hazırlanması ve tutanağa bağlanması,
  • Her adaya sorulan soruların kayda geçirilmesi ve sorulan sorulara adayların verdiği yanıtlara hangi komisyon üyesince, hangi notun takdir edildiğinin tutanakta ayrı ayrı gösterilmesi,
  • Böylece sözlü sınavın nesnel olarak yapılması ve yargısal denetimin tüm unsurlarıyla gerçekleştirilmesi, sağlanmalıdır.

Bu durumda, davacının başarısız sayıldığı sözlü sınavda, sınav komisyonunca sınavda sorulacak soruların önceden hazırlanmaması ve sınav komisyonu tarafından sınav esnasında davacıya sorulan soruların tutanağa bağlanmamış olması nedenleriyle hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

Diğer taraftan, bu durumun davacının sözlü sınavı kazandığı sonucunu doğurmayacağı, bu karar üzerine davacının yeniden sözlü sınava alınacağı tabiidir.

Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulü ile Mahkeme kararının bozulmasına, yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (onbeş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere 29/12/2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

İdare davaları ile ilgili olarak Ankara İdare Avukatı başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz.

Ohal Komisyonu Ret Kararına İtiraz

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi çekebilecek makaleler

Ölen Eşin Organ Bağışı Nasıl İptal Edilir?

Organ bağışı, kişinin sağlığında verdiği irade doğrultusunda ölümünden sonra uygulanabilen bir işlemdir. Ancak uygulamada aile bireylerinin görüşü ve hastane sürecindeki onay mekanizmaları da önem taşımaktadır. Organ bağışında bulunan eşin vefatı sonrasında bağışın iptal edilmesi veya uygulanmaması için e-Devlet üzerinden sorgulama ve iptal işlemleri yapılabilmekte, ayrıca hastanedeki organ nakli koordinatörlerine aile iradesi bildirilebilmektedir. Organ bağışına ilişkin süreçler, 2238 sayılı Organ ve Doku Alınması, Saklanması, Aşılanması ve Nakli Hakkında Kanun kapsamında düzenlenmektedir.

Konutların Kısa Süreli Kiralanması ve Danıştay’ın Airbnb Kararı

7464 sayılı Kanun ile turizm amaçlı konut kiralamalarına ilişkin yeni düzenlemeler getirilmiştir. Ancak kısa süreli kiralamalardan elde edilen gelirlerin vergisel niteliği konusunda uygulamada çeşitli tartışmalar ortaya çıkmıştır. Danıştay, Airbnb ve benzeri platformlar üzerinden yapılan günlük, haftalık veya aylık kiralamaların yalnızca daha fazla gelir elde etme amacıyla gerçekleştirilmesinin tek başına ticari faaliyet olarak değerlendirilemeyeceğine hükmetmiştir. Kararda, otel veya pansiyon işletmeciliği benzeri bir organizasyon ve ek hizmetler bulunmadıkça elde edilen gelirlerin gayrimenkul sermaye iradı olarak kabul edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu karar, kısa süreli konut kiralamalarının vergilendirilmesi bakımından önemli bir emsal niteliği taşımaktadır.

Boşanmada Af Sayılan Davranış ve Haller Nelerdir?

Boşanma davalarında eşlerden birinin kusurlu davranışlarının diğer eş tarafından açık veya örtülü şekilde affedilmesi, boşanma sebebine dayanılmasını engelleyebilmektedir. Birlikte yaşamaya devam etmek, barışma girişimlerinde bulunmak, boşanma davasından feragat etmek veya evlilik birliğini sürdürme iradesini ortaya koyan davranışlar Yargıtay uygulamalarında af olarak değerlendirilebilmektedir. Ancak affın varlığı her somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmekte olup, affedildiğini ileri süren taraf bu iddiasını ispat etmekle yükümlüdür.

Nişanı Bozmanın Haklı Sebepleri Nelerdir?

Nişanın bozulmasında haklı sebep, nişanlılık ilişkisinin sürdürülmesini taraflardan biri açısından çekilmez hale getiren veya evlenme iradesini ciddi şekilde sarsan davranış ve olayları ifade eder. Türk Medeni Kanunu kapsamında nişanın haklı veya haksız sebeple sona erdirilmesi mümkündür. Ancak haklı sebebin bulunup bulunmadığı, nişanın bozulması sonrasında talep edilebilecek maddi ve manevi tazminat açısından önem taşır. Yargıtay uygulamalarında aldatma, kötü muamele, evlilikten sürekli kaçınma, karakter uyuşmazlığının ortaya çıkması, evlenmeye engel bir durumun sonradan öğrenilmesi ve aşırı ekonomik talepler gibi birçok durum haklı sebep olarak kabul edilmektedir.

Evlenme Yasağı Nedir?

Evlenme yasağı, kanunen evlenmelerine engel bulunan kişilerin veya gerekli yasal şartları taşımayan bireylerin evlenememesini ifade eder. Türk hukukunda evlenme ehliyeti bulunmaması, belirli derecede hısımlık ilişkisi, taraflardan birinin halen evli olması, boşanma sonrası kadın için öngörülen bekleme süresinin dolmamış olması ve bazı bulaşıcı hastalıkların varlığı evlenmeye engel haller arasında yer almaktadır. Evlilik işlemlerinden önce sağlık raporu alınması ve yasal koşulların eksiksiz yerine getirilmesi gerekmektedir.