Çek ve Senette İmzaya İtiraz Nedir?

Çek, senet ve bonolar kıymetli evrak vasfında olan belgelerdir ve Türk Ticaret Kanunu gereğince ödeme araçlarıdır. Bu ödeme araçları üzerindeki imzanın borçluya ait olması gereklidir ve borç altına girme ve ödeme bakımından bu kural esastır. Ancak bazen bu belgelerde oynama yapmak ya da gerçek dışı belge düzenlemek veya borçlunun iradesine aykırı ve imzasını içermeyen belge düzenlemek suretiyle kullanılan belgelerin bütün bilgileri doğru ve kanunun aradığı nitelikleri taşısa dahi bazı hallerde imzanın borçluya ait olmaması bir itiraz sebebidir. 

2004 sayılı İİK Md. 170’te ayrı başlık halinde bu konu düzenlenmiştir.

“b) İmzaya itiraz: 

Madde 170 – (Değişik: 9/11/1988-3494/33 md.) Borçlu,168 inci maddenin 4 numaralı bendine göre kambiyo senedindeki imzanın kendisine ait olmadığı yolundaki itirazını bir dilekçe ile icra mahkemesine bildirir. Bu itiraz satıştan başka icra takip muamelelerini durdurmaz. 

İcra mahkemesi duruşmadan önce yapacağı incelemede, borçlunun itiraz dilekçesi kapsamından veya eklediği belgelerden edindiği kanaata göre itirazı ciddi görmesi halinde alacaklıya tebliğe gerek görmeden itirazla ilgili kararına kadar icra takibinin geçici olarak durdurulmasına evrak üzerinde karar verebilir. 

(Değişik üçüncü fıkra: 17/7/2003-4949/47 md.) İcra mahkemesi, 68/a maddesinin dördüncü fıkrasına göre yapacağı inceleme sonunda, inkâr edilen imzanın borçluya ait olmadığına kanaat getirirse itirazın kabulüne karar verir. İtirazın kabulü kararı ile takip durur. Alacaklının genel hükümlere göre dava açma hakkı saklıdır.  İnkâr edilen imzanın borçluya ait olduğu anlaşılırsa ve itiraz ile birlikte takip ikinci fıkraya göre durdurulmuşsa, borçlu sözü edilen senede dayanan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere inkâr tazminatına ve takip   konusu   alacağın yüzde onu oranında para  cezasına  mahkûm edilir  ve itiraz reddedilir. Borçlu menfi tespit veya istirdat davası açarsa, hükmolunan tazminatın ve para cezasının tahsili dava sonuna kadar tehir olunur ve davanın borçlu lehine sonuçlanması hâlinde daha önce hükmedilmiş olan tazminat ve para cezası kalkar.

(Değişik birinci cümle: 17/7/2003-4949/47 md.) İcra mahkemesi, itirazın kabulüne karar vermesi hâlinde, senedi takibe koymada kötü niyeti veya ağır kusuru bulunduğu takdirde alacaklıyı senede dayanan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere tazminata ve alacağın yüzde onu oranında para cezasına mahkûm eder. Alacaklı genel mahkemede dava açarsa, para cezasının tahsili dava sonuna kadar tehir olunur ve bu davayı kazanırsa hakkında verilmiş olan para cezası kalkar.”

Çek Veya Senette İmzaya İtiraz Nasıl Yapılır?

İmzaya itiraz bir dilekçe ile İcra Mahkemesine yapılır ve imzanın borçlu gözüken kişiye ait olmadığına dair açıklamalar ve imza örnekleri vb. sunularak, çek ve senetteki imzanın neden borçluya ait olamayacağı açıklanır.

İtiraz, senet veya çekteki imzanın borçluya ait olup olmadığı yönüyle incelenir ve borcun kaynağı bakımından imzaya itiraz kapsamında bir değerlendirme yapılması mümkün değildir. 

İmzaya İtiraz Süresi Ne Kadardır?

İmzaya itiraz ödeme emrinin tebliğinden itibaren İİK Md. 168 gereğince 5 gün içinde yapılmalıdır. İmzaya itiraz edildiği konusunda tartışma var olmamalı ve açık bir şekilde itiraz dilekçesinde çek ve senette yer alan imzaya itiraz edildiği ve bu imzanın borçluya ait olmadığı ve bu konudaki taleplere yer verilmelidir. İmzaya itiraz edildiği açıkça belirtilmeyen bir dilekçenin imzaya itiraz kabul edilmesi mümkün olmayabilir.

İmzaya İtiraz İcra Takibini Durdurur Mu?

İmzaya itiraz, icra takibini durdurmaz sadece satış yapılmasına engel olur. Bu husus İİK Md. 170/1’de açıkça düzenlenmiştir. İtirazın kabulüne karar verilirse borç var olduğuna dair bono ve çek eksenli takibat durur. Ancak alacaklı genel mahkemelerde dava açabilir.

İmza İncelemesi Nasıl Gerçekleştirilir?

İmza incelemesi, imzaya itirazda yargılama sürecinin en önemli kısmını oluşturmaktadır. Çünkü belgenin borçluya ait olduğuna dair en önemli gösterge kabul edilen ve şahsi el ürünü olan imzanın gerçekliği ve borçu tarafından atılması gereklidir. Bu bakımdan imza incelemesi imzaya itirazın temel unsurunu teşkil etmektedir.

Bu inceleme Bilirkişi eliyle gözle ve imzaların aynılığı konusunda görsel bir inceleme ve raporlama ile yapılabilir. Bu incelemeler bakımından borçlunun daha önce resmi belgelerde kayda girmiş imza örnekleri ile mahkemece tespite imkan verecek imza örnekleri alınır ve usule uygun bir şekilde farklı şekillerde alınan imza örnekleri belgedeki imza ile karşılaştırılmak üzere bilirkişiye gönderilir.

Diğer yandan imza örnekleri açısından “teknik inceleme” ise ağırlıklı olarak Adli Tıp ve Polis/jandarma Kriminal Laboratuvarları Grafoloji birimleri tarafından yapılabilmektedir.

Sadece görsel incelemeye dayalı verilen raporların, açıkça borçlunun imzasının olmadığını gösterdiği haller dışında bu incelemelerin grafoloji birimlerinde teknik olarak ve bilgisayar incelemesi yapılarak tespiti gerekmektedir. Bilirkişi tarafından grafoloji inceleme yapılmadan ulaşılan sonuçlara her zaman yine itiraz edilmesi mümkündür ve grafolojik inceleme ile durum belirlenebilir.

Sahte İmza Tespit Edilirse Sonuç Ne Olur?

İmzanın borçluya ait olmadığı sonucuna varılması ve itirazın kabul edilmesi halinde imzanın kime ait olduğu ve nasıl belgeye derc edildiği ve bundan kimin sorumlu olduğu gündeme gelir. Bu halde bunu bilerek takip yapan alacaklı kötü niyetli ise alacaklı aleyhine tazminata hükmedilebilir. İtirazın haklı olduğuna ve kabulüne karar verilirse yargılama giderleri ve vekalet ücreti bakımından da alacaklı aleyhine karar verilir.

İcra mahkemesi, itirazın kabulüne karar vermesi hâlinde, senedi takibe koymada kötü niyeti veya ağır kusuru bulunduğu takdirde alacaklıyı senede dayanan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere tazminata ve alacağın yüzde onu oranında para cezasına mahkûm eder. Alacaklı genel mahkemede dava açarsa, para cezasının tahsili dava sonuna kadar tehir olunur ve bu davayı kazanırsa hakkında verilmiş olan para cezası kalkar.

Sahte imza bakımından önemli bir sonuç ise borçlunun imzasının sahte olarak atılması  ve ona ait olduğunun ileri sürülmesi suretiyle işlenen suç sebebiyle alacaklı hakkında ya da sorumluluğu bulunan kişiler hakkında 5237 sayılı TCK hükümleri kapsamında suçun (resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçları) işlendiği yer Cumhuriyet Başsavcılığı’na borçlu olduğu iddia edilen kişi tarafından suç duyurusunda  bulunulması gerekmektedir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi çekebilecek makaleler